Dünyada atık miktarı; nüfus artışı, kentleşme, tüketim alışkanlıkları ve tek kullanımlık ürünlerin yaygınlaşmasıyla hızla büyümektedir.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın Küresel Atık Yönetimi Görünümü 2024 raporuna göre dünyada oluşan belediye katı atığı miktarının, 2023 yılındaki yaklaşık 2,1 milyar tondan 2050 yılında 3,8 milyar tona ulaşması beklenmektedir. Atık yönetiminin doğrudan küresel maliyeti 2020 yılında yaklaşık 252 milyar dolar iken; çevre kirliliği, iklim değişikliği ve sağlık etkileri dâhil edildiğinde bu yük 361 milyar dolara yükselmektedir. Mevcut sistemin devam etmesi hâlinde yıllık toplam maliyetin 2050’de 640 milyar doları aşabileceği öngörülmektedir.
Dünya Bankasının güncel What a Waste 3.0 çalışmasına göre ise dünya, daha önce öngörülenden çok daha hızlı atık üretmektedir. 2022 yılında küresel belediye atığı miktarı yaklaşık 2,56 milyar tona ulaşmıştır. Bu miktara daha önce ancak 2030 yılında ulaşılacağı tahmin edilmekteydi.
Bu veriler, atığın yalnızca temizlenmesi veya depolanması gereken bir çevre sorunu olmadığını göstermektedir. Atık aynı zamanda içerisinde;
geri dönüştürülebilir hammadde,
organik madde,
biyogaz ve biyometan potansiyeli,
elektrik ve ısı enerjisi,
alternatif yakıt,
metal, mineral ve yapı malzemesi
barındıran ekonomik bir kaynaktır.
Ancak enerji geri kazanımı, atık yönetiminin ilk seçeneği olmamalıdır. Doğru sıralama; atığın oluşmasının önlenmesi, yeniden kullanım, geri dönüşüm, biyolojik işleme, geri dönüştürülemeyen atıklardan enerji üretimi ve en son düzenli depolama şeklinde kurulmalıdır. Avrupa Birliği’nin atık politikalarının temelinde de bu “atık hiyerarşisi” bulunmaktadır.
Atık nasıl enerjiye dönüştürülebilir?
Organik evsel atıklar, hayvansal atıklar, tarımsal artıklar ve arıtma çamurları anaerobik çürütme tesislerinde işlenerek biyogaza dönüştürülebilir. Biyogazdan elektrik ve ısı üretilebilir; ileri arıtma ile doğal gaz kalitesine yakın biyometan elde edilebilir.
Uluslararası Enerji Ajansının 2025 tarihli çalışması; tarım, belediye atıkları ve ormancılık artıklarından üretilebilecek biyogaz ve biyometan kapasitesinin dünya genelinde henüz büyük ölçüde kullanılmadığını ortaya koymaktadır. Çalışmada 30’dan fazla atık ve artık türü, beş milyondan fazla potansiyel üretim noktası üzerinden değerlendirilmiştir.
Geri dönüştürülemeyen ve ekonomik olarak yeniden kullanılamayan yüksek kalorili atıklar ise uygun emisyon kontrol sistemlerine sahip tesislerde yakılarak elektrik ve ısı üretiminde değerlendirilebilir. Bununla birlikte plastik gibi fosil kökenli atıkların yakılması karbon emisyonu oluşturduğu için bu sistemler, geri dönüşümün alternatifi değil, geri dönüşüm sonrasında kalan atıkların yönetim yöntemi olarak ele alınmalıdır.
Dünyadan uygulama örnekleri
İsveç, atıktan enerji üretimini bölgesel ısıtma sistemleriyle bütünleştiren ülkelerin başında gelmektedir. 2023 yılında İsveç’te atıklardan yaklaşık 19,5 TWh enerji elde edilmiş; bunun 17,3 TWh’si ısı, 2,2 TWh’si elektrik olarak kullanılmıştır. Bu üretim yaklaşık 1 milyon 470 bin konutun ısıtma ve 940 bin konutun elektrik ihtiyacına karşılık gelmektedir.
Singapur, sınırlı arazi nedeniyle geri dönüştürülemeyen atıkları enerji tesislerinde değerlendirmektedir. Yakma işlemi atık hacmini yaklaşık %90 azaltmakta, ortaya çıkan ısıdan elektrik üretilmektedir. Ülkenin atıktan enerji tesisleri elektrik ihtiyacının yaklaşık %3’ünü karşılayabilmektedir.
Singapur’daki TuasOne Atıktan Enerji Tesisi, günlük yaklaşık 3.600 ton atık işleme ve 120 MW elektrik üretme kapasitesine sahiptir. Üretilen elektriğin yaklaşık 240 bin toplu konutun ihtiyacına karşılık gelebileceği belirtilmektedir.
Avrupa Birliği’nde 2024 yılında belediye atıklarının yaklaşık %48’i geri dönüştürülmüş veya kompostlanmış, yaklaşık 61 milyon ton atık ise yakma tesislerinde işlenmiştir. Bu tablo, geri dönüşüm ile enerji geri kazanımının birbirinin alternatifi değil, entegre atık yönetiminin farklı basamakları olduğunu göstermektedir.
Avrupa Birliği ayrıca geri dönüşüme veya enerji geri kazanımına uygun atıkların depolanmasını azaltmayı ve 2035 yılına kadar belediye atıklarının düzenli depolama oranını en fazla %10’a indirmeyi hedeflemektedir.
Türkiye için temel yaklaşım
Türkiye’de her bölge için aynı teknoloji yerine, atığın miktarına ve içeriğine göre bölgesel modeller geliştirilmelidir.
Organik atık oranının yüksek olduğu şehirlerde biyogaz ve kompost tesisleri; tarım ve hayvancılık bölgelerinde biyometan üretimi; sanayi bölgelerinde atık ısı ve alternatif yakıt uygulamaları; büyükşehirlerde ise geri dönüşüm, biyolojik işleme ve enerji geri kazanımını birleştiren entegre tesisler önceliklendirilmelidir.
Başarılı bir sistem için yalnızca tesis kurmak yeterli değildir. Atığın kaynağında ayrıştırılması, düzenli veri tutulması, atık karakterizasyonunun yapılması, lojistik mesafelerin hesaplanması, tesislerin enerji verimliliğinin ölçülmesi ve emisyonların sürekli izlenmesi gerekir.
Atıkların doğaya, nehirlere ve denizlere ulaşmasından sonra toplanması hem zor hem de maliyetlidir. Asıl çözüm, atığın oluştuğu noktada kontrol altına alınması ve ekonomik döngüye yeniden kazandırılmasıdır.
Geleceğin şehirleri, en fazla atığı enerjiye dönüştüren şehirler değil; öncelikle daha az atık üreten, yeniden kullanımı ve geri dönüşümü artıran, yalnızca geri kazanılamayan kısmı güvenli ve verimli şekilde enerjiye dönüştüren şehirler olacaktır.
Atık çöp değildir. Doğru ayrıştırıldığında hammadde, enerji, istihdam ve ekonomik değerdir.
Reşan Arlıer
Enerji Yöneticisi
Ar-Ge ve Proje Uzmanı
İlginizi Çekebilir
Kişisel
17.05.2026
Haberi Oku
Teknoloji
17.05.2026
Haberi Oku
Kişisel
17.05.2026
Haberi Oku
Diğer Haberler ve Gelişmeler
Kişisel
🚜 TARIMDA YENİ DÖNEM: ENERJİYİ DOĞRU YÖNETEBİLMEK
Teknoloji
Bilim cesaret ister.
Kişisel